Bir Shakespeare eseri ile ilgili yazı yazmak konusunda ciddi çekincelerim vardı. Ancak çok derin analizler sunmak gibi bir amacım veya iddiam olmadığından bir okuyucu olarak okuma serüvenimi diğer okuyucularla paylaşmanın keyfine bıraktım kendimi. Zaten klasik eserlerin iddialı duruşu veya toplumdaki belli kesimlerce sahiplenişi bazen en başından insanı yıldırabiliyor. Fakat bu önyargılar nedeniyle nice keyifli okuma deneyimini yitiriyoruz. Oysaki bu tarz klasikleşmiş eserler ruhumuzu saran duyguların bazen sahip olduğumuz bir lütuf bazen ise bir lanet olduğunu yüzyılları aşarak yüzümüze vuruyor.
Bir lanet gibi vuku bulabilen iktidar ve güç saplantısının cisim bulmuş halini III. Richard karakteri üzerinden okuduğumuz oyuna geçmeden önce III. Richard’ın tarihteki yerinden bahsetmek gerekli. III. Richard İngiltere’de 1483 yılından ölümü 1485’e kadar kısa süreli de olsa hüküm süren İngiltere tarihi açısından kritik bir öneme sahip bir kral. Henry Tudor ile girdiği iktidar savaşından sağ çıkamayarak hükümdarlığının sona ermesinin ardından İngiltere’nin kendi içinde yaşadığı hanedanlık savaşı bitmiş, VII. Henry olarak iktidara gelen Henry Tudor ile İngiltere Ortaçağ’dan çıkıp krallığın Altın Çağı’na gidecek yolun başlangıcına girmiştir. Shakespeare III. Richard oyununu bu tarihsel kaynaklara dayanarak ve hatta bazı araştırmacılara göre dönemin hükümdarı Tudor hanedanlığından Kraliçe Elizabeth’e yaranmak için III. Richard’ı olduğundan daha da kötü göstererek oluşturmuş. Ayrıca III. Richard adlı eser Shakespeare’in yazdığı II. Richard, IV. Henry Bölüm 1, IV. Henry Bölüm 2 ve V. Henry adlı tarihsel olarak ilerleyen oyunların sonuncusu. Teknik olarak dil ve kurgusu önceki eserlerine göre daha ileri olmakla beraber kendi içindeki konu bütünlüğü ile de bağımsız bir oyun niteliğinde. Kişiler arasındaki bağı anlamak açısından II. Richard ile başlamak kolaylık sağlasa bile benim gibi bir hevesle III. Richard ile de başlayabilirsiniz. Seriye baştan başlamasanız bile eserin bütünlüğü ve kendine has dili nedeni ile III. Richard heyecanla kendini okutuyor. Hatta ardından kendinizi II. Richard’ı alırken bulabilirsiniz.

Oyunun konusuna gelirsek henüz dük olan Richard, ağabeyi kral IV. Edward hasta ölüm döşeğindeyken tahta geçmek için planlar yapmaya başlar. Tahta geçmesindeki yolu açmak üzere ilk olarak ağabeyi Clarence dükü George’un öldürülmesini ayarlar ve önceki kralın gelini Lady Anne ile evlenir. Hasta kral ölünce kralın iki küçük oğlunu bir kaleye kapatır. Ardından da tacı ele geçirir. Krallıktaki pozisyonunu güçlendirmek için kaledeki iki küçük çocuğu öldürtüp Lady Anne’den de kurtulduktan sonra ölen kralın kızı Elizabeth’e talip olur. Ancak bu arada rakip hanedanlıktan Richmond Kontu İngiltere’ye asker çıkarır ve Richard savaş alanında öldürülür. Richmond Kontu VII. Henry adıyla tahta çıkar ve ölen kralın kızı Elizabeth ile evlenerek iki rakip hanedanlıkları birleştirir. Böylece İngiltere’de yıllardır süren hanedanlık savaşı da sonlanmış olur.
Oyun 1597 tarihli ilk basımında ise (aşağıdaki görsel) şöyle tanıtılıyor:
“Kral Üçüncü Richard’ın trajedisi
Ağabeyi Clarence’a karşı çevirdiği haince entrikalar, masum yeğenlerini acımasızca katledişi, krallık tahtını zorla gasp edişi, baştan sona iğrenç yaşamı ve fazlasıyla hak ettiği ölümü.”

Gördüğünüz üzere ilk basımındaki tanıtımda Richard bir hayli acımasız ve kötü ruhlu, tek boyutlu bir karakter olarak sunuluyor. Aslında Shakespeare derinlikli ve çok boyutlu bir karakter sunar. III. Richard kötülüğünün ve fiziki olarak çirkin görünümünün farkındadır ve bunu içselleştirmiştir. Bunu zekâsı ve arsız yüzsüzlüğü ile öteye taşımıştır. Kötülüğüne seyirciyi de ortak eder, planlarını uygularken açık açık ya da yaptıklarını meşrulaştıracak şekilde birden seyirciye dönüp niyetini açıklar. Böylece siz de okuyucu olarak yapılan bu kötülüklere ortak olursunuz. Böylece ince işlenmiş III. Richard karakterinin sayfada bir an önce belirmesi için sabırsızlanır hale gelirsiniz.
III. Richard:
…Yamuk yumuk, noksan, günüm gelmeden,
Hazır olmadan yollanmışım bu canlılar dünyasına.
Öyle sarsak, öyle çarpık yaratılmışım ki,
Topalladıkça köpekler havlıyor arkamdan.
…Çarpıklığıma yanarak vakit geçirmeye
Hiç niyetim yok. Onun için de, madem çapkın olup
Bu güzel günleri hoşça geçirme şansım yok,
Ben de hain olup o günlerin boş zevklerinden
Nefret etmeye karar verdim.
…Sonuçta kazanç kesin değil, ama o kadar kana bulandım ki,
Çaresiz, artık günahı çekecek.
Merhamete, gözyaşına yer yok bu gözlerde.
…Pılı pırtıyı örtüyorum. Şeytanı oynarken
Evliya gibi gösteriyorum kendimi
Ancak III. Richard’ın güç tutkusu ve nefret ile gölgelediği cümlelerine kapılıp giderken bir yandan başka bir karakter alıp götürebiliyor sahneyi. Richard’ın kral olan ağabeyinin yenilgiye uğrattığı kralın karısı Kraliçe Margaret sürgüne rağmen krallığa döner ve III. Richard’ın karşısına çıkıp Richard’ın zekâsına yetişir bir şekilde akıl almaz beddualar savurur. Birkaç sayfa boyunca süren ve insanın tüylerini diken diken eden cümleleri ile geleceği görürcesine oradakileri uyarır. III. Richard ile Kraliçe Margaret’ın arasındaki diyaloglar iki laf cambazının atışmasını okumak gibi adeta.
İktidar ve güç olgusu III. Richard üzerinde kötücül bir şekilde toplanıyor. Ancak bunun bir krallığın varlığı ve onun vatandaşlarının çatısı altında olduğunu unutmamak gerek. Ana karakter bir yana bu eserin bana göre en çarpıcı yanı güç ve iktidara kapılmış olanlar ile onun altında ezilenlerin hangi yüzyıl olursa olsun ne kadar geçmişte yaşanırsa yaşansın hep aynı özde varlık bulması: İktidar ve güç delisi bir kralı okurken bugünün diktatörlüğünü görmek ve altında savrulan insanları daha iyi anlamak. Sizi eski bir trajediden alıp bugüne taşıyan cümleler ile insanlığın kısır döngülerini okumak.
Üçüncü Yurttaş:
Büyük değişimlerden önce hep böyle olur.
İlahi bir içgüdüyle tehlikeyi sezer insanlar;
Tıpkı, denizin yüksekliğini görünce
Yaklaşan fırtınayı anladıkları gibi…
…Aslında bunların hepsi, yönetecekleri yerde yönetilse,
Şu hasta ülkemiz için en hayırlısı olurdu.
Londra’da bir sokak. Elinde bir kağıtla bir Yazıcı:
…Burada dönenleri görmemek için aptal olmak lazım.
Ama gördüğünü söylemek için de yürek lazım.
Bu kadar insan bu dolapları görüp susuyorsa,
Her şey olacağına varır bu soysuz dünyada.
İnsanı sarıp sarmalayan kötülüğün kelimelerle sizi dolayabileceğini görmek için, bugün yaşadığınız bazı sessizliklerin bazen bir toplumdan diğerine bir hastalıkmışçasına geçebildiğini görüp zamanda hep asılı kaldığını anlamak için ve insan olmanın uzun geçmişi ve geleceği ile sadece günümüze ait olmadığı gerçeğini hissedebilmek için III. Richard’ı okuyun. Ama en güzeli okuduktan sonra eserin hakkını veren bir performansı tiyatroda izleyin.
Yayınevi hakkında: Shakespeare’in eserleri ülkemizde Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi’nin bir parçası olarak Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayınlanan versiyonu ile popüler olarak kitapçılarda görülmekte. Bu yayından çıkan III. Richard’ı bulamasam da Remzi Kitabevi’nden çıkan 2011 basımlı olanını buldum. Kitabın giriş kısmında Shakespeare ve III. Richard hakkındaki bilgilendirmeler okuyucu için güzel bir hazırlık sunuyor. Çeviri notları da ayrıca çok yardımcı oldu. Bu yazıda da giriş kısmındaki bazı bilgilerden yararlanılmıştır.




//
http://historytoday.com/ian-mortimer/richard-iii-legitimate-questions