Uzun bir aradan sonra yeni yazımızla sizlerleyiz. Bu ara için özür dileyip kendimizi affettirmek için geç kalmış son buluşma yazımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Nisan ayı buluşmamızın konuğu çok sevilen Tol ve Har romanlarının yazarı Murat Uyurkulak’tı. Kendisiyle hem yeni çıkan romanı Merhume hem de diğer kitapları, hayat ve edebiyat üzerine çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bu kalibrede yazarlarla sohbet şansı yakaladığımız için kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Şimdi de biraz sohbetimizin detaylarına girelim.
Merhume ile ilgili sohbetimize kitabın karakterlerinde birinin edebiyata dair yorumunu sorgulayarak başladık. Merak ettiğimiz Uyurkulak’ın da bu görüşe sahip olup olmadığını öğrenmekti. Kötü edebiyatın da olması gerektiğini savunan yazar, Türkiye’nin gelişmiş ülkelerle arasındaki en önemli farkın segmentasyon eksikliği olduğuna vurgu yaptı. Gelişmiş ülkelerde daha hızlı tüketilen edebiyat ile diğerlerinin ayrıştırılması gibi ayrım ile bu konu çözülürken Türkiye’de böyle bir segmentasyon bulunmadığı için okurun da zorlandığına değindik.

Uyurkulak’ın kitaplarındaki dil de hararetle tartıştığımız farklı bir konuydu. Yazarın “her şey dilde başlar, dilde biter” sözleriyle de ifade ettiği gibi küfür de kültürel dönüşümün bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Günlük hayatta küfretmediğini belirten yazar, “Behzat Ç. sterilleşirse Arka Sokaklar olur” ifadesiyle de edebiyattaki argoya yaklaşımını açıklıyor aslında. Ayrıca romanın her zaman politik açıdan doğru olması gerekmediğini savunan Uyurkulak; böyle bir kaygının yazarı edebiyat yapamaz hale getireceğini, edebiyat yerine tez yazacak bir noktaya taşıyacağını savunuyor.
Murat Uyurkulak ile kitapları ve edebiyata yaklaşımı kadar hayatından ve yazarlık sürecinden de bahsettik. Genç yaşta evden kaçan ve öğretmen çocuğu olmanın arafta kalmak gibi olduğunu paylaşan yazar, şiddete yakından tanık olmuş ve ezilenin ezilene yaptığı şiddetin hiçbir şeye benzemediğini ifade etti. Hayatından kimi anları kitaplarına da taşıyan yazar, bunu okurun bilmek zorunda olmadığını söylüyor ve hikayenin okuyanı rahatsız etmemesini ama acıtması gerektiğini de savunuyor. Son kitabı Merhume’yi yazma sürecinde kim olduğunu öğrendiğini ve bu yüzden de zorlu bir dönem olduğunu belirten Uyurkulak, kolaya kaçmadan yazdığını ve önemli olanın da bitirmiş olmak olduğunu ifade ediyor.
Bu dolu dolu sohbetin her anını aktarmak isterdik ancak sadece ana hatlarına değinebiliyoruz. Murat Uyurkulak’a ve bütün katılımcılara bu güzel sohbet için çok teşekkür ediyoruz. Yeni buluşmalarda görüşmek üzere.
About begokuadmin
Sınır tanımayan okurların buluşma noktası





